Şeker Hastalığı (Diyabet)

Banting ve Best, şeker hastalığının tedavi problemini çözen saf insülini 1921 yılında ayrıştırana kadar, insanlar genç yaşta ölürdü. Ancak insülin iyileştirmez ve hastanın, hayatının geri kalanında her gün, insülin enjekte etmesi gerekir.

Bir doz insülin almak, bir bardak suyun, susuzluğu geçirmesinden daha kalıcı bir tedavi değildir.  Ama yine de etkisi sürerken hasta her anlamda sağlıklıdır. İnsülinden sonra tolbutamid, fenorformin vb. gibi birçok sentetikleri yapılmıştır fakat, etkileri geçiciydi ve yan etkileri vardı. Bu yüzden bitkiler denendi ve şeker hastalığının kontrolünde yararlı ve düşük maliyetli oldukları, hiçbir yan etkilerinin olmadığı da bulundu.

Şeker Hastalarının Dikkat Etmesi Gerekenler

  • Şeker, yağ ve nişastalı besinler yenilmemelidir.
  • Beslenme alışkanlığı idrar tahlilinden sonra, yeniden düzenlenmelidir. (Normal kan şekeri seviyesi 100cc kanda 80-120 mg)
  • Kilo fazlası varsa, kademeli olarak kilo verilmelidir.
  • Diyabet ilaçları düzenli olarak kullanılmalıdır.

Şeker Hastaları Ne Yapmalıdır ?

Şeker hastaları için, sabah yürüyüşleri önerilmektedir. Alınan yaralar daha geç iyileşeceği için, yara almamaya bakın ve sağlıklı besinler ve sadece doktorunuzun tavsiyeleri dahilinde beslenin.

  • Uzun sabah yürüyüşleri önemlidir.
  • Şeker hastalarında iyileşme yavaş olduğu için yaralanmamaya özen gösterilmelidir.
  • Sağlıklı taneli besinler alınmalıdır : Bakliyat vb.
  • Kısa aralıkalarla hafif yemekler yenmelidir.

Şeker Hastalığına Neden Olan Faktörler

Hareketsiz bir yaşam sürüyorsanız ve gittikçe kilo alıyorsanız, bu şeker hastalığı için dikkat etmeniz gerektiğinin ön belirtisidir. Bunun dışında çok fazla tatlı ve ihtiyacınızdan fazla yemek tüketiyorsanız, fiziki etkinlikleriniz, spor yapma oranınız düşükse üstüne bir de yağlı tüketiminiz fazla ise, şeker hastalığı için mutlaka bir doktora görünüp, kontrollerinizi yaptırmanız gerekmektedir.

  • Aşırı kilo
  • Hareketsiz yaşam
  • Aşırı tatlı ve yemek yemek
  • Kalıtım
  • Yağlı yiyecekler
  • Fiziki etkinlik eksikliği

Tıp Dilinde Diyabet Nedir ?

Diyabet eski Hintli doktorlar tarafından 3000 yıl önce bilinmekteydi. Klinik özellikleri ve etkili mücadele yöntemleri Ayurveda metinlerinde detaylı bir şekilde tartışılmıştı. Ayurveda’da bazı insanların idrarlarının tatlı olduğu için böcekleri ve sinekleri çektiği belirtilmiştir. Eski Hint bilgini Sushruta M.Ö. 1000 yılında diyabeti tanımladı.

Vücut, enerjisinin çoğunu şeker, nişasta ve diğer besinlerden elde eder. İnsülin hormonu bu kimyasalları enerjiye dönüştürmekten sorumludur. İnsülin, midenin yakınında yer alan bir bez olan pankreas tarafından salgılanır. İnsülin etkisi olmazsa, dokular açlık çekerken şeker, kanda birikir ve idrarla atılır. Kılcal damarlar, zedelenir erken katarakt hatta körlük oluşumu ve böbrek hasarları meydana gelir. Sinirler zedelenir, kol bacakta ağrı ve aşırı uyuşmaya neden olur. Bunların yanında, kalp için sorun oluşturur, zamanla kalp hastalığına dönüşür.

Dünya genelinde neredeyse 100 milyon kişi diyabet sorununu yaşamaktadır ama günümüz tıbbı sayesinde diyabet hastaları mükemmel bir yaşam kalitesiyle normal bir hayat sürdürebilmektedir. Diyabetin başlıca iki çeşidi vardır : Diabetes insipedius ve Diabetes mellitus.

Şekersiz Diyabet (Diabetes İnsipedius)

Hipofiz bezinin idrar oluşumunu önleyen hormonunu salgılamaması nedeniyle, aşırı idrar çıkartılan yaygın olmayan bir rahatsızlıktır. Hasar öncelikle hipofiz bezinin kendisiyle veya beyinin hormon salgılanmasını kontrol eden kısmı hipotalamusta olabilir. Bu rahatsızlık ADH iğnesi veya burun damlası veya spreyi ile düzeltilebilir.

a908b57ee53dea796020e49dfd7ed3ef-0.png

Şeker Hastalığı (Diabetes Mellitus)

Diabetes mellitus veya kısaca şeker, insülin eksikliğinin sonucudur. Eksikliğin birden fazla nedeni olabildiği için şeker, tek bir hastalık değil, benzer belirteleri olan bir grup hastalıktır.

Pankreas normal miktarda insülin üretemediğinde, hasta insülini doğru kullanamadığı ve normal bir pankreasın bile salgıladığı insülinden daha fazlasına ihtiyaç duyduğu zaman, insülin eksikliği görülür. Pankreası alınmış bir kişi hiç insülin salgılamaz.

Sağlıklı kalabilmek için günlük 20-30 ünite insüline ihtiyaç duyar. Birçok  şeker hastası kendi kendine bundan daha fazla insülin üretir ancak, yine de, dokularında yok ediciler olduğu ve insülinin çoğu boşa harcandığı veya (özellikle karaciğer) hücreleri insüline normal tepki vermediği için, pankreası olmayan insanlardan daha fazla takviyeye ihtiyaç duyarlar. İnsüline direncin doğası kesin olarak bilinmemektedir. Pituiter, adrenalin, tiroit ve pankreas tarafından salgılanan, kan şekerini yükselten birçok hormon, insülinin faaliyetini engeller ve adrenalinin aşırı olduğu Cushing  sendromu hariç, şeker hastalarında bunlarda herhangi birinin aşırı olduğu nadir görülür.

Çoğunlukla beyaz kan hücreleri tarafından üretilen yok edici proteinlerin insülinle birleşmesi ve insülini nötrleştirmesi buna neden olabilir veya karaciğer, insülini alır ve hapseder.

Diyabet’in Etkileri ve Belirtileri

Glikozun karaciğer tarafından serbest bırakılarak kana karışması ve vücuttaki hücreler tarafından alınıp, yakılarak karbondioksit ve suya dönüşmesi gerekir. Glikozun hücre dış zarından geçmesini insülin sağlar. İnsülin yoksa glikoz alınamaz ve kanda birikir. Etkiler çok farklıdır.

En belirgin ve en önemsiz etkileri; kanda aşırı glikoz bulunması (oldukça zararsızdır), idrara aşırı glikoz karışması ve glikozu atabilmek için idrar miktarındaki artıştır. İdrarda artış, sürekli susamaya neden olur. Aşağıda belirtildiği gibi bu, şeker hastalığının belirtilerinden biridir.

Vücut kimyasına ikincil etkileri daha önemlidir. Glikoz yakılamadığı için yerine yağ yakılır ve hasta, kilo kaybeder. Ancak yağ yakımı tamamlanamaz yani, sadece glikozun yakılması sırasında elde edilen ürünler, karbondioksit ve su, eldesi sağlanamaz. Glikoz yakılmadığı için yağın yakılması yarıda kalır. Ara ürünler; keton birleşikleri (organik karbon bileşiklerinin oluşumları) zehirli olmaya yetecek kadar birikir. Bu da kan ve diğer dokularda yüksek aside (hidrojen-iyon konsantrasyonuna) ve sonuçta, hastaya insülin verilmezse öleceği koma haline neden olur. Yağ gibi protein de yakıt olarak tüketilir ve böylece kas ve diğer dokular da zayıflar.

Şeker hastalığının yıpratıcı bir diğer etkisi göz ve böbreklerdeki kılcal damarlar üzerindedir. Bu organlar etkilere açıktır ve kontrolsüz şekere maruz kalma, görme kusurlarına ve hatta körlüğe ve böbreklerde (kandaki atıkları süzen kılcal damar ağı, tüpler ve bağırsak dokusunu değişik derecelerde etkileyen etkileyen, toksin esaslı) böbrek iltihaplanmasına neden olabilir. Kol ve bacaklardaki sinirler ürperme ve uyuşma ile diyabetik sinir iltihaplanmasından etkilenirler; bunun nedeni kan gitmemesi olabilir.

Diyabetikler anjini gibi komplikasyonları ile büyük atardamar hastalıklarına (yağlı dejenerasyon) karşı da duyarlıdırlar. Bunun nedeni de yağ kimyasının bozulması olabilir. Bir diğer yaygın sorun, bakteriyel enfeksiyondur. Çıban çıkması sık görülür.

Şeker Hastalığı Belirtileri

  • İdrarda artış
  • Aşırı susama
  • Düzenli beslenmeye rağmen kilo kaybı
  • İdrarda şeker (glikoz) bulunması
  • Gözdeki kılcal damarlarda bozulma
  • Böbrek işlevsizliği