Akciğer Kanseri Belirtileri, Evreleri ve Tedavisi




Alt solunum yollarına bağlı olarak gelişen akciğer kanseri günümüzde bir çok genç ve yetişkin bireylerin ciddi şikayetleri arasında yer almaktadır. Akciğer kanseri tedavisi yapılmaması durumunda vücut fonksiyonlarının işlevselliğini kaybetmesi sebebi ile ölümcül sonuçlar ortaya çıkartmaktadır.

Peki ya günümüzde sıklıkla rastlamakta olduğumuz akciğer kanseri nedir? Belirtileri nelerdir? Neden olur? Tedavisi nedir? sorularını yapmış olduğumuz araştırmalar neticesinde cevaplandırıyoruz. Paylaşmakta olduğumuz bilgiler yalnızca bilinçlendirme ve bilgilendirme amaçlı olup tedavi yöntemi değildir. Risk altında bulunan ve hastalık şüphesi taşımakta olan bireylerin en yakın doktor noktasına ulaşmaları gerekmektedir.

Kanser önemi giderek artan sağlık problemlerinde en önde gelenlerindendir. Ölüm nedeni olarak kalp ve damar hastalıklarının hemen ardından gelmektedir. Akciğer kanseri günümüzde sık görülen ve kansere bağlı ölümlere en sık neden olan kanser türüdür. Tüm tedavi seçeneklerine karşın 5 yıllık sağkalım %10-15’lerde sınırlıdır.

Etiyolojinin büyük oranda sigara kullanımına bağlı olduğu bu kanser tipi büyük bir sağlık problemi olmaya devam etmektedir. Akciğer kanserine sahip hastalarda metastaz riski yüksektir. Özellikle karaciğer ve kemikten sonra beyin de metastazın sık görüldüğü bölgelerden birisidir. Akciğer kanseri gelişiminde; genetik, epigenetik ve çevresel faktörleri içeren ve anahtar role sahip onkogenlerle tümör supresör genlerin düzensiz etkileşimlerine bağlı kanserle ilişkili sinyal yolaklarının aktivasyonuna yol açan çoklu karsinojenik aşamalar gözlenir.

ABD’de 2002 yılında 169.400 kişi akciğer kanseri tanısı almıştır, 2003 yılında 154.900 kişi bu hastalığa yakalanmıştır. Yaklaşık 1 milyon kişinin her yıl tüm dünyada bu hastalıktan öldüğü tahmin edilmektedir. Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) istatistiklerine göre akciğer kanserine bağlı yılda 1,4 milyon insan ölmektedir. Türkiye Birleşik Veri Tabanı 2014 verilerine göre tüm yaş gruplarında akciğer kanseri erkeklerde %21,1 ile en sık görülen kanser türü olarak yer alırken; kadınlarda ise %5 ini oluşturarak 5. sırada yer almaktadır. Natronla Caner Enstitüde, 2010-2014 verilerine göre akciğer kanseri insidans 55,8 /100.000 ve akciğer kanserine bağlı mortalite hızı ise 44,7/100.000 olarak bildirilmiştir.

Solunum yollarına bağlı olarak gelişen ve alt solunum yoluna bağlı akciğer kanseri en ciddi hastalıklar arasında yer almaktadır. Hastalık oluşum evresinde akciğerin yapısal olarak normal düzeyde çalışmasının dışında hücre yapılanmasının kontol dışı çoğalarak tümör (kitle) haline gelmesi ile meydana gelmektedir.

Başlangıç olarak akciğer üzerinde tutulum sağlayarak büyümekte olan tümör ilerleyen süre zarfında çevre organlara da sıçrayarak vücudun bir çok bölümüne yayılım gösterebilmektedir. Özellikle karaciğer, beyin, lenf ve ilik kanseri bulgularını arttırmakta olan akciğer kanseri erkeklerde sıklıkla görülen ve ölümcül sonuçlar doğurmakta olan hastalık türüdür.

Akciğer Anatomisi Nedir?

Solunum sisteminin esas organı olan akciğerler; göğüs boşluğunda, içerisinde kalbinde bulunduğu mediastinumun her iki yanında yer almaktadır. Akciğerler sağ (pulmodexter) ve sol (pulmosinister) olmak üzere iki tane dir. Alt solunum sistemi akciğerler ve trakeadan oluşur. Torasikkavitedeki ana hava yolu trakeadır. Trakealarenksin alt ucundan başlayıp (yaklaşık servikal 6. Vertebral), torasik 4 – 5. Vertebral arasındaki karina olarak isimlendirilen bifurkasyona kadar devam eder.

Trakea, karina seviyesinde sağ ve sol ana bronşlara bölünür. Bu bronşlar daha sonra ağaç yapısına benzeyen bir dallanma görülür. Ana bronşlar sekonder bronş diye adlandırılan labor bronş dallarını meydana getirirler ve bu labor bronşlar daha küçük olan segmenter bronşlara parçalanır. Bu segmenter bronşlar ise mikroskobik yapılar olan bronşiollere ve ardından akciğerlerin fonksiyonel birimi olan alveollere dönüşürler. Bu düzeyde bulunan zengin kapiller damarlar alveolarduktusları tüketmektedir.

Oksijen ve karbondioksit değişimi bu mikroskobik seviyede, alveolar-kapillermembrandan difüzyon yolu ile meydana gelir. Akciğer üst, orta ve alt lob olmak üzere üç lobdan oluştuğu görülmektedir. Bu loblar oblik veya majör fissür ve horizontal veya minör fissür adı verilen iki fissür ile birbirinden ayrılır. Sol akciğer ise tek bir fissür ile ayrılan iki lobtan oluşur. Akciğer hilusları bronşlar, pulmoner arterler, venler ve pulmoner lenfatikleri içerir.

Akciğerde bulunan hücre ve dokuların normal olmayan bir şekilde bölünmesi ve çoğalmasıyla ortaya çıkan tümörlerdir. Kanser hücreleri öncelikle bulunduğu yerde çoğalarak kitlesel bir yapı oluşturur. Bu kitlesel yapı büyür ve ileriki safhalarda diğer organlara sıçramaya başlar.

Akciğer Kanseri Türleri Nelerdir?

Akciğer kanserleri kabaca iki gruba ayrılabilirler. Bunların alt dalları ve ayrıntılarına girildiğinde şöyle değerlendirebiliriz.

Küçük hücreli dışı akciğer kanserleri (skuamöz hücreli karsinom, adenokarsinom ve büyük hücreli karsinom)

Nöroendokrin kanserler (Küçük hücreli akciğer kanseri ve karsinoid tümörler)

Akciğer Kanseri Histolojik Sınıflaması

Skuamöz Hücreli Karsinom

  • Papiller
  • Berrak hücreli Küçük hücreli
  • Bazaloid

Küçük Hücreli Karsinom

  •  Kombine küçük hücreli karsinom

Adenokarsinom

  • AtipikAdenomatözHiperplazi
  • Adenokarsinoma in situ
  • Nonmüsinöz
  • MüsinözMikstmüsinöz/nonmüsinöz

Minimal İnvaziv Adenokarsinom

  • Nonmüsinöz
  • Müsinöz
  • Mikstmüsinöz/nonmüsinöz

İnvaziv Adenokarsinom

  • Lepidik baskın
  • Asiner baskın
  • Papiller baskın
  •  Mikropapiller baskın
  • Mukus üreten solid baskın

İnvazivAdenokarsinom Varyantları

  • İnvazivmüsinözadenokarsinom
  • Kolloidadenokarsinom
  • Fötaladenokarsinom
  • Enterikadenokarsinom

Büyük Hücreli Karsinom

  • Büyük hücreli nöroendokrinkarsinom
  • Büyük hücreli kombine nöroendokrinkarsinom
  • Bazaloidkarsinom
  • Lenfoepitelyoma benzeri karsinom
  • Berrak hücreli karsinom
  • Rabdoidfenotipinde büyük hücreli karsinom

AdenoskuamözKarsinom

  • SarkomatoidKarsinom
  • Pleomorfikkarsinom
  • İğ hücreli karsinom
  • Dev hücreli karsinom
  • Karsinosarkom
  • Pulmonerblastom

Karsinoid Tümör

  • Tipik karsinoid
  • Atipikkarsinoid

Tükrük Bezi Tipindeki Karsinomlar

  • Mukoepidermoidkarsinom
  • Adenoidkistikkarsinom
  • Epitelyal-miyoepitelyalkarsinom

Preinvaziv Lezyonlar

  • Skuamöz hücreli in situkarsinom
  • Atipikadenomatözhiperplazi
  • Diffüz İdiyopatik Pulmoner Nöroendokrin hücre hiperplazisi

Akciğer Kanseri Risk Faktörleri

Sigara (tütün) içimi: Akciğer kanseri gelişiminde ispatlanmış olan en önemli risk faktörüdür. Akciğer kanserlerinin %90’nı sigara nedeniyle oluşur. Günde içilen sigara miktarı ve içilen yıl sayısı arttıkça risk artmaktadır. Uzun süre sigara içenlerin yaklaşık 1/7’sinde akciğer kanseri gelişir. Sigara dumanında 4000’den fazla kimyasal madde vardır ve bunların da 50’den fazlası kansere yol açar. Sosyoekonomik düzeyi gelişmiş ülkelerde sigara içiminin başarılı bir şekilde önlenmesi sayesinde, bu ülkelerde akciğer kanseri sıklığı giderek azalmıştır. Ne yazık ki ülkemizde halen bu oran çok yüksektir.

Pasif sigara içimi: Kendisi sigara içmeyen ancak sigara içilen ortamda çalışan veya yaşayan kimseler de akciğer kanseri açısından risk altındadır. Son yıllarda kapalı alanlarda sigara içilmesinin önlenmesine yönelik çalışmaların en önemli nedeni budur.

Fibrözmineraller: (asbest ve erionit): Mesleksel açıdan madenlerde, tersanelerde, yalıtım malzemesi yapımında asbeste maruz kalınır. Çevresel olarak ülkemizde bazı kırsal yörelerde “ak toprak” diye adlandırılan ve evlerin duvarlarını sıvamada kullanılan malzemenin içinde bulunan asbest maddesi ve Kapadokya bölgesinde bulunan asbest benzeri erionit maddesi yıllar içinde nefes yolu ile akciğer ve zarına yerleşip kanser oluşturabilir.
Radon: Toprakta doğal olarak bulunan, kokusuz radyoaktif bir gazdır.  Özellikle uranyum madenlerinde olmak üzere bazen ev ortamlarında da  bulunabilir. Radon gazına maruziyetin akciğer kanserine yol açtığı gösterilmiştir.

Ailesel yatkınlık: Akciğer kanseri kalıtsal bir hastalık değildir ancak hastanın yakınlarında risk artmaktadır. Bu nedenle akciğer kanseri olan kişilerin çocukları ve yakın akrabaları diğer risk faktörlerinden (özellikle sigaradan) uzak durmalıdır.

Bir çok hastalığın oluşumuna sebep olan tütün ürünleri akciğer kanseri hastalıklarının oluşumunda en etkili 1. faktör olarak görülmektedir. Özellikle sigara, puro, pipo ve nargile tüketimi akciğer kanseri hastalıklarının tetikleyici nedenleri arasında yer almaktadır.

Beraberinde bireylerde hastalık bulgularının oluşmasına sebebiyet veren çevresel faktörler arasında pasif içiciler, rutubetli ortam mağdurları, sbest, tüberküloz, toksik gazlar, madencilik işçileri, teksit çalışanları, plastik sanayi, boya sanayi, tershane çalışanları ve petro kimya çalışanlarında sıklıkla rastlanmaktadır.

Saymakta olduğumuz durumlar akciğer kanseri riskini en fazla taşıyan ve hastalığın oluşumuna sebep olan durumlar arasında görülmektedir.

Akciğer Kanserinin Belirtileri Nelerdir?

  • Geçmeyen, artık kronikleşmiş ağrılı öksürük
  • Kanlı ve kanlı balgamlı öksürük
  • Göğüste ağrı
  • Nefes darlığı
  • İştahsızlık
  • Yorgunluk
  • Hızlı ve aşırı kilo kayıpları
  • Ses kısıklığı
  • Yutma güçlüğü
  • Vücut ağrıları özellikle sırt bölgesinde oluşan ağrı
  • Tekrarlayan ve geçmeyen bronşit veya zatürre gibi akciğer kanseri
    belirtileridir.

Akciğer Kanserinde Tanı Nasıl Olur?

Tanı için pek çok yöntem kullanılmaktadır. Bu kansere, yakın bölgelerdeki lenf düğümlerine ya da başka organlara yayılmadan önce nadiren belirti verdiğinden hastaların sadece yüzde 15 kadarına erken dönemde tanı konulabilir.. Erken tanı, çoğu zaman tesadüfen, başka bir hastalık nedeniyle yapılan incelemeler sırasında ortaya çıkmaktadır.

Her kanser türünde olduğu gibi akciğer kanseride ilerleme aşamasında oldukça sinsi davranmaktadır. Başlangıçta hiç bir etki göstermemiş olsada ilerleyen süre zarfında ciddi problemler ile kendini göstermektedir. Hastalığın ileri aşamalarda kendini gösterme durumuna bağlı olarak yaşam kalitesini düşürmekte olan akciğer kanseri belirtileri arasında;

  • Kronik bronşit vakaları
  • Öksürük
  • Balgam
  • Kanlı balgam
  • Göğüs bölgesinde hırıltı
  • Göğüs bölgesinde yanma
  • Nefes darlığı
  • Nefes almada zorlanma
  • Sırt bölgesinde kemik ağrısı
  • Omuz bölgesinde ağırlık
  • Ses kısıklığı
  • Kilo kaybı
  • Yorgunluk, halsizlik
  • Eklem ve kas ağrıları

Akciğer Kanserinde Görüntüleme Yöntemleri

Akciğer Grafisi: Standart bir akciğer grafisi iki yönlü olarak çekilmektedir. Hastalara öncelikle ilk basamak grafisi çektirilir. Bu sayede doktor diğer bulguları da değerlendirerek, teşhise ulaşır. Akciğerler önden ve yandan grafisi çekilerek, kalp ve diyaframın arkasında yer alan problemler belirlenir. Bu grafiler akciğer kanserinin, bronşektazi, kalp, yumuşak doku ve kemik rahatsızları hakkında bilgi vermektedir.

Bilgisayarlı Tomografisi (BT): Bilgisayarlı toraks tomografisi, akciğer kanseri şüphesi bulunan her hastada, tanı konan hastalarda tümörün çevre dokular ile göstermede ve akciğer kanseri evrelemesinde yaygın olarak kullanılan bir görüntüleme şeklidir.

Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG): MRG gadolonyum kontrast madde desteği ile çekildiğinde, yağ baskılanması T1 ve T2 sekans kesitlerle ve koronal kesitlerde görüntü vererek,  mediastendeki 1 yapıların birbiri ile ilişkisini ayrıntılı gösterebilmesi, özellikle tümörün vasküler ve göğüs duvarı invazyonunu iyi göstermesi, apeks ve diyafragma bölgelerinde BT’den daha iyi sonuç vermesi nedeniyle tercih edilen görüntüleme planıdır.

Pozitron Emisyon Tomografisi (PET): Hücrelerin metabolik aktivitelerinin glukoz analoğu olan FDG (18-Fluoro deoksiglukoz) kullanılarak görüntülenmesi esasına dayanan non-invaziv görüntüleme yöntemilerinden biridir.

Kemik Sintigrafisi: Radyoaktif kemik ajanlarının damar yoluyla vücuda verilişinden sonra yapılan görüntülemedir. Kemik metabolizmasının artmış veya azalmış olduğu yerlerde radyoaktif ajan tutuluşunun değiştiği izlenir. Kemiğin enfeksiyon, tümör ve benzeri hastalıklarında kullanılan bir yöntemdir.

Bireylerde yukarıda belirtmekte olduğumuz öksürük nöbetleri, iştahsızlık, kilo kaybı, balgam, hırıltı, nefes darlığı, sırt bölgesinde kemik ağrısı, göğüs bölgesinde yanma ve ağrı, yorgunluk ve halsizlik durumlarına bağlı olarak kulak, burun ve boğaz kliniklerine başvurmaları ile bulgular değerlendirilmektedir.

Sonrasında solunum yollarına bağlı oalrak gelişen enfeksiyon bulgularına rastlanmaması durumunda göğüs hastalıkları (GHK) aracılığı ile teşhis gerçekleştirilmektedir. Öncelik olarak akciğer filmi, kan tahlili ve vücut fonksiyonlarının kontrol edilmesi ile başlamakta olan teşhis evresi ileri düzeyde biyopsi gerektirebilmektedir.

Beraberinde hastalık teşhisinin netleştirilmesi için PET/BT uygulanarak hastalık teşhis edilmektedir. Akciğer kanseri teşhisi konmuş bireylerin ileri düzeyde konrtollü olarak tedavi görmesi zorunludur.

Akciğer Kanserinde Biyopsi Yöntemleri

  • Bronkoskopi
  • İğne Aspirasyonu
  • Torasentez
  • Torakotomi
  • Balgam Sitolojisi

Akciğer Kanseri Evreleri Nelerdir?

Akciğer kanserinin 4 evresi vardır.

Evre 1: Hastalık sadece akciğerin küçük bir bölümündedir.
Evre 2: Hastalık en yakın lenf bezlerine veya sadece göğüs duvarına atlamıştır.
Evre 3: Her iki akciğer arasında, kalbin de yer aldığı boşluğa (mediasten) veya buradaki lenf bezlerine yayılmıştır.
Evre 4: Beyin, karaciğer, kemik, böbrek üstü bezi gibi uzak organlara yayılmıştır.

Akciğer Kanseri Tedavileri

Tedavi seçenekleri lokalize hastalıkta cerrahi, metastatik hastalıkta kemoterapi (KT) ve cerrahiyi kaldıramayacak hastalarda lokal kontrolü sağlamak amacı ile radyoterapi (RT) olarak sıralanabilir. İleri evre akciğer kanserlerinde kombine KT ve RT her ikisinin tek başına kullanımından daha yararlı bir seçenektir.

  • Cerrahi
  • Kemoterapi
  • Radyoterapi
  • Aşı Tedavisi

Akciğer kanseri teşhisi konulmuş olan bireylerin doktor kontolünde tedavi edilmesi gerekmektedir. Oldukça önemli ve titiz bir çalışma gerektiren tedavi süreci bireyin yaşam kalitesini arttırma yönünde ilerletilmektedir.

Akciğer kanseri teşhisi konulmuş bireylerin tedavi yöntemlerine başlamadan önce evrelemeye göre işlemler yürütülmektedir. Evreleme yapılan PET/BT, magnetik rezonans, kemik taraması ile gerçekleştirilmektedir.

  • Sadece akciğerin küçük bir bölümünde yer alaması durumunda 1. evre
  • Kanser tümörleri lenf bezlerine sıçramış ise 2. evre
  • Akciğerde akciğeri saran zaar yada mediasten boşluğunda kanser tümörü rastlanması durumunda 3. evre
  • Akciğer ile beraberinde karaciğer, böbrek üstü bezleri, kemik gibi organları sarması durumunda 4. evre olarak belirtilmektedir.

Evreleme aşamasının tamamlanması ile beraberinde cerrahi operasyona uygun bireylerde ameliyat ile akciğerin bir bölümü alınmaktadır. Cerrahi operasyonların yanı sıra kemoterapi tedavisi ve radyoterapi (ışın tedavisi) uygulanarak tedavi seyri izlenmektedir.

Akciğer Kanserinde Radyoterapi

Yüksek dozlardaki iyonizasyon radyasyonun tedavi amacıyla kullanılmasına Radyoterapi veya Işın Tedavisine denir. Radyasyon özel cihazlarca üretilebilir ya da radyoaktif maddeler tarafından salınabilir. Tıpta öncelikle tanı amacıyla kullanımı başlamış (röntgen filmleri) olup daha yüksek enerji içeren cihazların geliştirilmesi ile kanser ve diğer bazı hastalıkların tedavisinde de kullanım alanları görülmüştür. Radyoterapi, akciğer kanserlerinde küratif ya da palyatif amaçla tek başına veya diğer tedavi yöntemleri ile birlikte kullanılan lokal-bölgesel bir tedavi yöntemidir. Radyoterapi ile gerek lokal kontrol, gerek  sağkalım gerekse yaşam kalitesinde iyileşme hedeflenmektedir.

Primer: tedavide kullanımı dışında küçük hücreli olmayan tümörlerde ameliyat öncesi (preoperatif) veya ameliyat sonrasında (postoperatif) da kullanılan radyoterapi, küçük hücreli tümörlerde ise beyin metastazlarının profilaksisinde kullanılmaktadır. Dıştan (eksternal) ışınlamadan başka, içten (brakiterapi) ışınlama yöntemi olan bronş içi tedavi yöntemlerinden biri olarak özellikle palyatif amaçla kullanılmaktadır.

Brakiterapi: Akciğer kanserinde lokal kontrolü arttırma amacı ile kullanılabilen radyoterapi tedavi yöntemlerinden biridir. Akciğer kanserinde brakiterapi, tek başına ya da cerrahi ve radyoterapi ile birlikte kullanılabilmektedir. Brakiterapinin teknik özelliği sayesinde konvansiyonel radyoterapiden bazı üstünlükleri bulunmaktadır. Radyoaktif kaynağın doku içine yerleştirilmesi ile tümörün direk olarak ışınlanabilmesi ve bu sayede tümöre oldukça yüksek dozlar verilebilmesi, hızlı doz düşüşü ile komşu dokuların çok az doza maruz kalması ve tümörün belirli bir süre ışınlanabilmesi brakiterapi’nin sağladığı avantajlar arasındadır.

Eksternal Radyoterapi: Ya radyoaktif bir kaynaktan (Kobalt 60 cihazı) ya da elektrik enerjisiyle üretilen yüksek enerjili X- ışınları kullanan cihazlar (Lineer Hızlandırıcı – LİNAK) kullanılarak belli bir uzaklıktan – genellikle 80-100 cm uzaklıktan – hastaya uygulanır. Radyoterapide en sık kullanılan cihaz türü lineer akseleratörlerdir. Eksternal radyoterapi uygulamasında, radyasyona maruziyet sadece tedavi yapılırken tedavi odası içerisinde iken, tedavi bittikten sonra ve tedavi odası dışında radyasyon bulunmamaktadır. Bu durum da, özellikle nükleer tıp uygulamalarının (radyoaktif iyot tedavisi gibi) aksine hasta radyasyon yaymamakta, radyoaktif olmamakta dolayısıyla hastaya yakın olmak herhangi bir risk teşkil etmemektedir. Eksternal radyoterapi kullanılan radyasyon türüne ya da uygulanan tedavi tekniğine göre sınıflanabilir.

Kullanılan radyasyonun türüne eksternal radyoterapi foton şeklinde radyasyon üreten cihazlar veya parçacık şeklinde radyasyon üreten cihazlar aracılığı ile uygulanabilir. Foton şeklinde radyasyon üretenler X ışını kullanan cihazlar ya da Co-60 gibi radyoaktif kaynak aracılığı ile uygulanabilir. Parçacık şeklinde radyasyon üreten cihazlarda elektron  demetleri, proton ve nötron tedavileri olarak söylenebilir. Uygulanan radyoterapi tekniğine göre eksternal radyoterapiyi şu şekilde sınıflandırabiliriz.

  • 3 boyutlu konformal radyoterapi (3BKRT)
  • Yoğunluk ayarlı radyoterapi (YART)
  • Görüntü kılavuzluğunda radyoterapi (GKRT)
  • Stereotaktikradyocerrahi (SRC)
  • Stereotaktik beden radyoterapisi (SBRT)
  • İntraoperatif radyoterapi (İORT)
  • Parçacık tedavisi

Akciğer Kanserinde Radyoterapiye Hazırlık Süreci

Simülasyon:  Simülatör izosentrik özellikte, diyagnostik amaçlı X ışını aygıtına verilen isimdir. Tedavi aygıtlarıyla enerji ve amaç dışında aynı fiziksel özelliklere sahiptir. X ışını yardımıyla görüntü almayı sağlarken, kapalı devre televizyon sistemiyle bu görüntüde organ hareketlerini izleme ve tedavi volümünde _değişiklikler yapma şansı görülür. Her yönde hareket edebilen hasta yatağı_ ve 360 dönebilen kafa (Gantry) ve kolimasyon sistemi tedavi aygıtlarıyla birebir uyumludur.

Simülasyonda Dikkat Edilecek Hususlar

Hastalar, simülasyon sırasındaki konumlarında ve aynı immobilizasyon gereçlerini kullanarak tedavi masasına yatırılır. Hastaların tedavi masasında düzgün yatıp yatmadıkları lazerler yardımıyla kontrol edilmektedir. Tedavi öncesinde, elektronik portal görüntüleme cihazları veya manuel port filmlerle alınan görüntülerle, Tedavi planlama sisteminden (TPS) alınan görüntülerdeki anatomik referanslar birbirleriyle karşılaştırılır. Gerekiyorsa otomatik olarak ya da elle düzeltmeler yapılmaktadır. Ayrıca X-ışınları, gerçek zamanlı tümör takip sistemi (fidusiyel marker), kV ya da CBCT ile tedavi alanı doğrulanarak set-up hataları en düşük seviyeye indirilir. Tedavi planlaması konformal yapılan hastalardan haftalık port görüntüleri alınırken, SBRT ya da YART gibi tedavilerde  güvenlik paylarının çok dar olması sebebiyle IGRT ile tedavinin günlük doğrulanmasının yapılması gerekir

Riskli Organlar

Sağlam akciğer, medullaspinalis, kalp, perikard, özefagus, brakialpleksus Sağlam akciğer korunur. Genellikle sırtüstü pozisyonda ön-arka; medullaspinalis koruma veya boost alanlarında oblik veya yan alanlar kullanılır. Tümör yerleşimine göre yüzüstü pozisyonlar da seçilebilir.

Bt Detayları Kesit Kalınlığı Alt Üst Sınırı

CTV: primer tümör+ olası mikrouzanımlar için-0.5-1 cm mediastinal lenfatikler (primer tümör yerleşimine göre; üst ve orta lob tümörlerinde üst ve subkarinal-orta mediastinal, aynı taraf hiler lenfatik alanlar, alt lob tümörlerinde tüm mediasten lenfatik alanları; üst lob kanserlerinde +suraklavikular lenfatikler), tutulu lenf nodu varlığında CTV’e0.5 cm kadar eklemek gerekir. +supraklavikular lenfatikler, +göğüs duvarı.

PTV: Akciğer organ hareketinin en önemli olduğu alanlardan biridir. Planlama ve tedavi sırasında hastanın derin solunum yapması önlenmeye çalışılır. Ancak yine de solunumla tümörün yer değiştirme miktarını skopi izlemek uygundur. Üst lobda kraniyokaudal yönde 0.5-1 cm kadar olan hareket, alt lobda 1.5-2 cm’ye ulaşabilir. Ön-arka ve lateral yönlerde bu hareketler 1 cm’in altındadır. Bu nedenle CTV’yeinternalmarjin için 1-2 cm, setup hataları için de 0.5-1 cm eklemek uygundur. Ancak bu sınırlar palyatif endikasyonlarda ve boostlarda azaltılarak, 0.5-1 cm’ye indirilebilir

Hasta Pozisyonlama Sırasında Kullanılan Sabitleme Mekanizmaları

Sabitleme mekanizmaları akciğer board, uygun baş altı yastık olarak kalın yastık,ve diz altı destek ile sağlanır. Hastanın kolları akciğer board’un yukarıda el tutma yerlerinde yukarıda olacak şekilde, supin pozisyonda, (özel durumlarda pron pozisyon) diz altı destek dizlerin altında, topuklar bitişik olmalıdır.

Radyoterapi Akut Ve Kronik Yan Etkileri Nelerdir?

Radyoterapi uygulamaları sırasında tümör hücreleri ile birlikte çevresinde bulunan sağlam hücrelerin de radyasyona maruz kalması çoğu zaman kaçınılmazdır. Bu da çoğu zaman bu dokularda çeşitli derecelerde erken ve geç etkilere neden olacaktır. Erken ve geç etkiler uygulanan radyoterapi tekniği, radyoterapi fraksiyon dozu ve toplam doz, ışınlanan organ miktarı, uygulanan radyoduyarlaştırıcılar ve sitostatiklere bağlı olarak çeşitli düzeylerde gözlenmektedir. Ayrıca kişiye özgü genetik özellikler, doku kinetiği ve doku içindeki hücrelerin organizasyonu yan etki gelişiminde önemli rol oynamaktadır.

Hastanın yaşı, komorbid hastalıklar (ör. diyabet vb.), sigara kullanımı, enfeksiyonlar da bu etkilerin oluşum düzeyini etkileyen diğer faktörlerdir. Güncel bilgilerimize göre sitokinuyarımlarına bağlı olarak ışınlanan hacim dışında da organ hasarları gözlenebilmektedir. Erken yan etkiler genellikle tedavi sırasında ve hemen sonrasında ortaya çıkmaktadır. Tedaviyi takiben birkaç hafta-ay içinde görülen yan etkilere ise subakut etkiler denmektedir. Radyoterapiden birkaç ay (ortalama 90 gün), yıl sonra görülen yan etkiler de geç yan etkiler olarak tanımlanmaktadır. Erken yan etkiler bölünme hızı yüksek olan hücre ve dokularda, kök hücrelerde daha fazla görülürken (kemik iliği, ince barsak vb.), geç etkiler daha fazla yavaş bölünme hızı olan dokularda görülmekte olup, belli bir latent dönemden sonra gözlenirler. Geç etkilerde daha çok endotel hasarı ve fibroz doku gelişimi rol oynamaktadır.

Radyasyona maruz kalan hücrelerde öncelikle vasküler etkiler ve endotel, makrofajlar, fibroblastlar ve parankim hücrelerinden salınan sitokinlerleinflamasyon gelişir, bunu hücre kaybı takip eder bu dönemde sekonderinfeksiyonlar da gözlenebilir. Erken yan etkilerde, tedavi sırasında veya hemen tedavi bitimini takiben kök hücrelerin çoğalması sonucu düzelme görülürken geç yan etkilerde çoğunlukla geriye dönüş söz konusu değildir. Bunun nedeni geç hasarın vasküler hasar ve konnektif doku değişiklikleri ve parankimal hücre kaybına bağlı olmasıdır. Parankim hasarı geliştikten sonra çeşitli düzeylerde fonkiyon kaybı gözlenebilir.

Akciğer Kanserinde Hastaların Dikkat Etmesi Gerekenler

Doğal ve sağlıklı besinler, taze sebze ve meyveler günlük olarak ana ve ara öğünlerde mevsimine uygun olarak tüketilmelidir.

Kemorterapi sırasında yanlış beslenme, mide şikayetlerinin yanı sıra aşırı kiloya da yol açar. Şekerli ve unlu gıdalar bunun en önemli nedenidir.

Hastaların kemoterapi sürecine girmeden önce kullandıkları; tansiyon, kolesterol, şeker ya da başka kronik hastalıklara yönelik ilaçları varsa, bunları kesinlikle bırakmamalıdır.

Fazla süt ( günde 1-2 bardaktan fazla) ani kan şekeri düşüşü ve yükselişi yaratacağından tavsiye edilmez. Onun yerine 250 gr – 500 gr arası yoğurt veya ayran çökelek olabilir.

  • Kan sulandırıcı ilaç kullanan hastaların ilaçları da, onkoloji uzmanı tarafından düzenlenecektir.
  • Ortopedik yatak ve yastık tercih edilmeli, 8 saat uyunmalıdır.
  • Narenciyelerden greyfurt, kemoterapi alan hastalarda, ilaçlarla etkileşime gireceği için kullanılmamalı, portakal ve mandalina tercih edilmelidir.
  • Kırmızı et miktarı azaltılmalıdır.
  • Aşırı yağlı ve ağır yemeklerden uzak durulmalıdır.
  • Şeker oranı yüksek gıdalar tercih edilmemelidir.
  • Yüksek dozda vitaminler kullanılmamalı, vitamin almadan önce doktora
    danışılmalıdır..
  • Kanser hastaları vücudu aşırı yormayan ve zevk alabilecekleri sporları tercih etmelidir.
  •  Cilt kuruluğuna karşı bol su tüketmelidir.

Hasta Anamnez Dosyası

Anamnez, doktorun hastaya teşhis koyma amaçlı olarak hastaya sorduğu sorular sonucu elde ettiği hastanın öyküsüdür. Hastanın mevcut ya da geçmiş
hastalıkları hakkında, kendisinden ya da bir yakınından alınan bilgilerdir. Anemnez, hastalığın teşhisinde en önemli adımlardan biridir.

HASTA ANEMNEZ

CİNSİYET:ERKEK
TANI:AKCİĞER CA+KEMİK MET.
PATOLOJİ:KÜÇÜK HÜCRELİ DIŞI AKCİĞER CA
EVRE:4
CERRAHİ:BİYOPSİ
TEDAVİ:KEMOTERAPİ ALMIŞ-ŞİMDİ- RT PALYATİF
CİHAZ:LİNAAK-IMRT TEK.
ENERJİ:YOĞUNLUK AYARLI RT-FOTON-6MV

Hasta Yatırma Bilgileri

POZİSYON:SUPİN
BAŞ ALTI YASTIK:F
DİZ ALTI DESTEK:VAR
KORUMA:VAR
SABİTLEME:VAR
ELLER GÖĞÜS ÜSTÜNDE:EVET

Hasta dosyasının ilk sayfasında protokol hasta adı-soyadı, yaşı, protokol numarası, cinsiyeti, tanısı, patoloji sonucu, tarih, hastalığın evresi, hastanın daha
önce aldığı tedaviler şekilleri ve yeni alacağı tedavi-tedaviler bölümü yer almaktadır.

İkinci ve üçüncü sayfasında; tedavide kullanılan cihaz bilgisi,tedaviye alan teknikerin adı-soyadı ve imzası, günlük verilen doz bilgisi, toplan alan ve alan ağırlıkları, kolimatörve masa rotasyon verileri, gantry dönme açıları, kullanılan enerji bilgileri yer almaktadır.

Dördüncü sayfasında; Medikal Fizikçi Uzmanı tarafından yapılan hesaplamalar yer alır ki buda radyoterapi teknikerlerinin yardımları eşliğinde gerçekleşir.

Son sayfasında ise; hasta yatırma bilgileri yer almaktadır.

Akciğer Kanserinde Yaşam Kalitesi Değerlendirmeleri

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) 1948’de, sağlığı sadece hastalık ve sakatlığın olmaması değil, fiziksel, ruhsal ve sosyal tam iyilik hali olarak tanımlamasından sonra yaşam kalitesi konusu sağlık bakım uygulamalarında ve araştırmalarda önem kazanmaya başlamıştır. Yaşam kalitesi sağlık durumundan bir ölçüde bağımsızdır. Hastanın kendi sağlık durumu ve yaşamının diğer tıp dışı  yönleriyle ilgili algılama ve tepki verme şeklini yansıtmaktadır. Sağlığa ilişkin yaşam kalitesinin kavramsallaştırılmasındaki bu öznel yapıyı daha iyi anlamak için, hastalığın evre ve derecesinin saptanmasını bir yana bırakarak, hastanın kişisel yaşamında neler hissettiğini anlamaya çalışmak gerekmektedir.

Sağlık algılaması (veya algılanan sağlık) bireyin sağlık durumundan etkilenen öznel değerlendirmedir. Bazı insanlar bir veya daha çok kronik hastalık nedeniyle sıkıntı çekerken kendilerini sağlıklı saymakta, bazıları ise nesnel hiçbir hastalık belirtisi yokken kendilerini hasta algılamaktadırlar. İşlevsel Durum; bireyin temel gereksinimlerini karşılamak, her zamanki rolünü, sağlık ve iyilik halini sürdürmek için günlük işlevlerini yerine getirmedeki yeterliliğidir. Ruhsal durum ise uzun ve kısa süreli streslere (örneğin sağlık durumundaki değişiklikler) verilen duygusal yanıttır.

Kanser tedavisinin tüm aşamalarında, tedavinin yaşam kalitesi üzerine etkisinin değerlendirilmesi önemlidir. Yaşam kalitesi ölçümü, değerlendirilmesi ve belli parametrelerle ifade edilmesi zordur. Bunun da en önemli nedenlerinden biri birçok faktörden hastaların etkileniyor olması.

Akciğer kanseri çoğunlukla lokal ileri yada metastaz evrede tanı koyamaktadır. Kanser tanılı hastalarda kanser evrelemesi ve tedavi yanıtının değerlendirilmesi tıbbi görüntülemelerinin kullanıldığı görülüyor. Gelişmiş ülkelerde en sık görülen ve ölümcül olan kanserdir. En önemli risk faktörü sigaradır. Akciğer kanserinde mortalite fazladır. Radyosyon küçük hücreli akciğer kanser riskini artırır. Akciğer kanserinin ancak %25 cerrahi ile tedavi edilebilir. Tüm kanser ölümlerinin yaklaşık üçte birini oluşturur. Bütün akciğer kanseri hastalarının sadece %15’i tanıdan sonra 5 yıl ve daha fazla yaşamaktadır. Simülasyonda hastaya kullandığımız aparatları aynı şeklide hastanın konforunu sağlayarak tedavi sırasında kullanmalıyız.

Akciğer kanserinde teşhis görüntüleme yöntemleri ve biyopsi uygulamaları ile yapılır. Tanısı konulan hasta için uygun görülen tedavi Kemoterapi, Radyoterapi, Cerrahi olabilir. Tedavi sırasında hastalarda yorgunluk, bulantı, kendini kötü hissetme durum ve ağızda yara semptomları belirlenebilir. Kanser tedavisi gören birçok hastada farklı bulgular olmasına ramen yaşam kalitesi çoğu zaman göz ardı edilebiliyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) 1948’de, sağlığı sadece hastalık ve sakatlığın olmaması değil,  fiziksel, ruhsal ve sosyal tam iyilik hali olarak tanımlamasından sonra ruhsal, psikolojik ve birçok alanda hastaların yaşam kaliteleri değerlendirme altına alınmıştır.

YASAL UYARI
Bu sayfadaki bilgiler sağlık uzmanları tarafından yazılmamıştır. Oluşabilecek sorunlardan dolayı sorumluluk reddi ile alakalı yasal uyarı metnini okumak için lütfen buraya tıklayın.




Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir